Türkiye, ekonomi yönetiminin yurt dışında sermaye arayışları sürerken, geçtiğimiz yıl 16.6 milyar dolarlık kaynağı belirsiz para çıkışı kaydetti. Bu rekor seviyedeki çıkış, 2025 yılı ortalama dolar kuru ile 658.7 milyar TL’ye eşdeğer bir tutara tekabül ediyor. Bunun yanı sıra, vatandaşların yurt dışındaki yatırımları da 2025'te rekor seviyelere ulaşırken, rezervlerde önemli bir düşüş gözlemlendi. 2025 yılı, ekonomide olumsuz açıdan rekorların yaşandığı bir yıl oldu.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) verilerine göre, cari denge sadece Aralık 2025'te 7.2 milyar dolarlık bir açık verdi. 25.2 milyar dolarlık cari açığın yüksek miktarda borçlanmayla finanse edildiği kaydedildi. 2024'te kullanılan kredi miktarı 19.6 milyar dolar iken, bu rakam 2025'te 36.2 milyar dolara yükseldi.
Ödemeler dengesi verilerinde dikkat çeken bir diğer husus ise 'kaynağı belirsiz para' olarak tanımlanan net hata noksan kalemindeki artış. Geçtiğimiz yıl 16.6 milyar dolarlık kaynağı belirsiz sermaye Türkiye'den çıkış yaptı. 2023'ten itibaren toplamda 37.3 milyar dolarlık 'gizemli' döviz çıkışı gerçekleşti. Ekonomistler, bu rekorların altın ithalatına getirilen kotayla bağlantılı olabileceğini öne sürüyor. Güven kaybı ve 'değerli TL' politikası nedeniyle vatandaşların yurt dışından gayrimenkul alımı, geçen yıl dolar bazında yüzde 24'lük bir artışla 2 milyar 675 milyon dolara ulaştı.
Ekonomist Mustafa Sönmez, ödemeler dengesi verilerini değerlendirirken, "Saray rejimi, 2025'te 25 milyar dolarlık, son 8 yılda ise 133 milyar dolarlık dış borç faizi ödendi" şeklinde yorumda bulundu.
Merkez Bankası'nın rezervleri, altın fiyatlarındaki hızlı artış sayesinde rekor seviyelere ulaşırken, döviz rezervlerinde tarihi bir düşüş yaşandı. TCMB’nin döviz cinsinden net rezervi 2025 yılında 22 milyar dolar azaldı. Bu düşüşün ana sebebi, CHP’ye yönelik operasyonların ardından gerçekleştirilen büyük rezerv satışları oldu. TCMB, 1984'ten bu yana döviz rezervinin en hızlı düştüğü yıl 31.8 milyar dolarla pandemi yılı olan 2020 olarak kaydedilirken, 2025 de en sert düşüşün görüldüğü ikinci yıl olarak belirlendi.