ABD ve İsrail'in gerçekleştirdiği saldırılarla başlayan Orta Doğu'daki gerginlik, İran'ın da müdahalesiyle birlikte dünya genelinde bir savaş ihtimaline doğru ilerliyor.
İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatması, petrol fiyatlarının daha da artmasına yol açtı. Savaşın başlangıç günlerinde ons altın fiyatı 5,393 dolara, gram altın ise 8,000 liraya kadar yükseldi. Ancak çatışmaların üçüncü gününden itibaren altın fiyatları düşüş göstermeye başladı ve ons altın 5,062 dolara geriledi.
Yurt içinde gram altın fiyatı da 7,180 liraya kadar düştü. İlk günlerde gram altın almış olan vatandaşlar, şimdiye kadar 850 lira kayba uğradı.
Savaş şartlarında "güvenli liman" olarak kabul edilen altının fiyatında artış beklenirken, düşüş yaşanmasının altında yatan 5 temel sebep şu şekilde sıralanıyor:
Krizin başlarında yatırımcılar altın yerine ABD doları ve Hazine tahvillerini güvenli bir seçenek olarak değerlendirdi. Dolar endeksinin 100 seviyesinin üzerine çıkması, dolarla fiyatlanan altın üzerinde teknik bir baskı oluşturdu.
Brent petrol fiyatlarının 82-85 dolar aralığına yerleşmesi, global enflasyon beklentilerini artırdı. Bu durum, ABD Merkez Bankası (Fed) ve diğer merkez bankalarının faiz indirimlerine daha geç başlayabileceği beklentisini güçlendirdi. Faiz getirisi olmayan altın bu ortamda cazibesini yitirmeye başladı.
Piyasalardaki artan dalgalanma, yatırımcıların kârda oldukları altın ve gümüş pozisyonlarını kapatarak nakit elde etmelerine yol açtı. “Cash is king” anlayışıyla gerçekleştirilen bu satışlar, fiyatlarda gerilemeyi hızlandırdı.
Altının daha önceki hızlı yükselişi, yatırımcıların yüksek seviyelerde kâr satışına yönelmelerine neden oldu. Özellikle 5,400 seviyelerinde gelen satışlar, düşüşü tetikleyen önemli etkenlerden biri haline geldi.
Jeopolitik risklerin bir süre önceden fiyatlanmış olması nedeniyle, olayın gerçekleşmesiyle birlikte piyasalarda klasik “haberi al, gerçekleşince sat” davranışı gözlemlendi. Bu durum da altın fiyatlarında sınırlı bir geri çekilmenin yaşanmasına sebep oldu.