Günlük yaşamda yaşanan stres, uyku düzensizliği ve beslenme alışkanlıklarının yalnızca fiziksel sağlığı değil, ruh halini ve sosyal ilişkileri de etkileyebileceği belirtiliyor. Bağırsaklarda yaşayan mikroorganizmalar ile beyin arasındaki iletişim, bilim dünyasında giderek daha fazla araştırılıyor.
Gaz, şişkinlik, kabızlık, ishal ve karın ağrısı gibi şikayetlerin milyonlarca kişinin günlük yaşamını etkilediği ifade ediliyor. 33 ülkeden 73 binden fazla yetişkinin katıldığı araştırmada, kullanılan yönteme bağlı olarak katılımcıların yaklaşık yüzde 21 ila 40'ında bağırsak-beyin ekseniyle ilişkili bozukluklar görüldüğü aktarılıyor.
Bilim insanı Ali Rıza Akın, kabızlığın toplumda çoğu zaman yanlış değerlendirildiğine dikkat çekiyor. Her gün tuvalete çıkmanın kabızlık yaşanmadığı anlamına gelmediğini belirten Akın, sert veya kuru dışkı, uzun süre ıkınma ve bağırsakların tamamen boşalmadığı hissinin de önemli belirtiler arasında bulunduğunu ifade ediyor.
Bağırsakta uzun süre kalan dışkının daha fazla su kaybetmesiyle sertleşebildiği, bunun da dışkılamayı zorlaştırarak gaz, şişkinlik ve karın ağrısını artırabildiği belirtiliyor. Bu şikayetlerin kişinin kendisini huzursuz, yorgun ve gergin hissetmesine de neden olabileceği aktarılıyor.
Bağırsaklardaki yararlı ve zararlı mikroorganizmalar arasındaki dengenin bozulması disbiyoz olarak adlandırılıyor. Akın'a göre aşırı işlenmiş gıdalarla beslenme, yetersiz lif tüketimi, uykusuzluk, hareketsizlik, yoğun stres ve gereksiz antibiyotik kullanımı mikrobiyal dengeyi olumsuz etkileyebilir.
Bağırsak ve beyin arasındaki iletişimin vagus siniri, bağışıklık sistemi ve bağırsak bakterilerinin ürettiği çeşitli maddeler üzerinden gerçekleştiği belirtiliyor. Mikrobiyota dengesindeki bozulmanın ise inflamasyon, uyku kalitesi, enerji düzeyi ve ruh hali üzerinde etkili olabileceği ifade ediliyor.
Akın, bu durumun tek başına bir evliliği bozmayacağını ancak kişinin stres karşısındaki dayanıklılığını ve tahammülünü azaltarak ilişkilerdeki mevcut problemlerin daha büyük yaşanmasına katkıda bulunabileceğini belirtiyor.
Bağırsak-beyin ilişkisinin tek yönlü olmadığına dikkat çekiliyor. Sürekli tartışma, öfke ve kırgınlık gibi duygusal streslerin de bağırsak sağlığını etkileyebileceği belirtiliyor.
Uzun süre devam eden stresin bağırsak duvarını zayıflatabileceği, inflamasyonu artırabileceği ve mikrobiyal dengede değişikliklere yol açabileceği ifade ediliyor. Böylece bağırsakların ruh hali üzerindeki etkisi kadar, kişinin yaşadığı stresin de bağırsak fonksiyonlarını etkileyebileceği aktarılıyor.
Birlikte yaşayan çiftlerin yalnızca aynı ortamı değil, beslenme alışkanlıklarını, uyku düzenini ve günlük stres faktörlerini de paylaştığı belirtiliyor. Araştırmaların, birlikte yaşayan kişilerin bağırsak mikrobiyotalarının zaman içerisinde birbirine benzeyebildiğine işaret ettiği aktarılıyor.
Ancak benzer mikrobiyotaya sahip olmanın mutlaka sağlıklı bir bağırsak anlamına gelmediği vurgulanıyor. Çiftlerin sağlıklı alışkanlıkların yanı sıra kötü beslenme, uykusuzluk ve aşırı alkol tüketimi gibi olumsuz alışkanlıkları da paylaşabileceği ifade ediliyor.
Bağırsak sağlığını desteklemek için yalnızca probiyotik ürünlere yönelmek yerine genel yaşam biçiminin gözden geçirilmesi gerektiği belirtiliyor. Sebze, baklagil, tam tahıl, kuruyemiş ve tohum çeşitliliğinin artırılması, ultra işlenmiş gıdaların ve abur cuburun azaltılması öneriliyor.
Yeterli uyku ve düzenli hareketin de bağırsak sağlığı açısından önemli olduğu aktarılıyor. Birlikte yürüyüş yapmak, açık havada zaman geçirmek ve sağlıklı yemekler hazırlamak gibi ortak alışkanlıkların hem yaşam kalitesine hem de çiftlerin iletişimine katkı sağlayabileceği ifade ediliyor.
Akkermansia gibi yeni nesil probiyotiklerin bağırsak bariyeri ve mikrobiyal denge üzerindeki potansiyel etkilerinin araştırıldığı belirtiliyor. Ancak bu ürünlerin insanlarda evlilik mutluluğunu veya ilişkileri doğrudan iyileştirdiğini gösteren yeterli çalışma bulunmadığı özellikle vurgulanıyor.
Ruh hali, kaygı ve stres üzerindeki olumlu sonuçların önemli bir bölümünün ise henüz erken aşamadaki ve preklinik araştırmalara dayandığı aktarılıyor.
Bağırsak sorunlarının her zaman stres veya disbiyoz nedeniyle ortaya çıkmadığı belirtiliyor. Dışkıda kan görülmesi, siyah dışkı, açıklanamayan kilo kaybı, sürekli karın ağrısı, kusma, ateş veya gaz çıkaramama gibi belirtilerde vakit kaybetmeden doktora başvurulması gerektiği ifade ediliyor.
Bağırsak sağlığını korumak için lif tüketiminin kademeli olarak artırılması, yeterli su içilmesi, düzenli hareket edilmesi ve kaliteli uyku alışkanlığının oluşturulması öneriliyor. Gereksiz antibiyotik kullanımından kaçınmanın da bağırsaklardaki mikrobiyal dengenin korunması açısından önem taşıdığı belirtiliyor.