Mobil
Kültür-sanat

Dijital Deneyim Merkezi'nde "Hayallerin Zamanı: Japonya" Teması Başladı

31 Mart 2026
Daha iyi bir deneyim için tam sürümü deneyebilirsiniz.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür AŞ'nin Dijital Deneyim Merkezi, sanatı dijital araçlarla yeniden şekillendirerek kente eşsiz ve çok boyutlu bir deneyim sunuyor.

İstanbul'da Dijital Sanat Deneyimi

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür AŞ tarafından kurulan Dijital Deneyim Merkezi (DDM), sanatı dijital yöntemlerle yeniden şekillendirerek İstanbul’a eşsiz, çok duyuya hitap eden ve etkileşimli bir kültürel sanat deneyimi sunmaktadır. Açılışının ilk haftasında 10 binden fazla ziyaretçiyi ağırlayan "Düşler Zamanı: Japonya" sergisi, katılımcılarını Japon sanatının derin estetik mirasında çok katmanlı bir keşfe davet ediyor; her adımda izleyiciler, görsel, işitsel ve mekânsal unsurlarla birleşen benzersiz bir deneyim yaşıyor.

Japon Sanatının Modern Yansımaları

Türkiye’nin ilk tam kapsamlı Dijital Deneyim Merkezi, dijital sergicilik alanında öncü yaklaşımını bir kez daha sergileyerek, Japon sanatının yüzyıllar içinde gelişen görsel ve mekânsal dilini büyük ölçekli projeksiyonlar, etkileşimli yüzeyler ve fiziksel-dijital enstalasyonlarla modern bir anlatım biçiminde sunuyor.

Açılış haftasında 10 bini aşkın ziyaretçi, Düşler Zamanı: Japonya sergisini gezdi.

Düşler Zamanı: Japonya sergisi, ziyaretçilerin doğa tasvirlerinden mitolojik hikayelere, ikonik eserlerden sahne sanatlarının görsel evrenine kadar uzanan kapsamlı içeriklerle yalnızca izleyici değil, deneyimin aktif bir parçası haline gelmelerini sağlıyor. Sergide yer alan sanatçılar Barış Kabalak, Çağatay Güçlü, Danny Rose Studio, DECOL, Fuat Genç, Hakan Yılmaz, Özde Karadağ, Süleyman Yılmaz ve Umur Burak’ın eserleri ile katılımcılar, Japon sanatının zenginliğini İstanbul’da deneyimleme fırsatı buluyor.

Özel Performanslar ve Etkinlikler

20 Mart’ta kapılarını açan serginin resmi açılışında, sergideki eserlerin yanı sıra sahnelenen özel performanslar da dikkat çekti. 2006 yılında Bremen’de kurulan ve 2013’ten beri İstanbul’da faaliyet gösteren Japon Savaş Davulları (taiko) grubu MASADAİKO, Üstat Nishimune Masakazu’nun “YOAKE” (Gündoğumu) adlı eserini sahneye taşıdı. Emiko Karayılmaz, Ran Gordi ve Maki Sarıçalı’dan oluşan grup, güneşin karanlıktan doğuşunu güçlü ritimleriyle yorumladı.

Performansa, kaligrafi ve semboloji alanında 30 yılı aşkın deneyime sahip sanatçı HAKKAİ eşlik etti. “Fude-Samuray” lakabıyla tanınan sanatçı, davulların ritmi eşliğinde serginin temasını kaligrafik bir yorumla kağıda aktararak izleyicilere müzik ve görsel sanatların eş zamanlı üretimine tanıklık etme fırsatı sundu.

Sergi süresince farklı yaş ve ilgi gruplarına yönelik çeşitli workshop’lar ve etkinlikler düzenlenecektir.

Kültür AŞ Genel Müdürü Osman Cenk Akın, açılışta yaptığı konuşmada, Japonya Başkonsolosluğu temsilcilerine destekleri için teşekkür ederek, sergi boyunca ziyaretçilere spor ve yoga gibi etkinliklerle aktif deneyim yaşama imkânı sunulacağını belirtti. Akın, “Düşler Zamanı: Japonya” sergisinin, ziyaretçilerini yalnızca izlemeye değil, aynı zamanda deneyimlemeye davet eden, duyulara hitap eden benzersiz bir deneyim sunduğunu ifade etti. Açıldığı ilk haftada 10 binden fazla ziyaretçiyi ağırlayan sergi, Dijital Deneyim Merkezi’nde gerçekleştirilen toplam dört sergiyle birlikte 600.000 ziyaretçiye ulaştı. “Düşler Zamanı: Japonya”, yaz sonuna kadar devam edecek ve farklı yaş gruplarına hitap etmeye devam edecek. Bu sergi, Dijital Deneyim Merkezi’nin vizyonunu, teknolojiyi sanatla birleştirerek kültürel deneyimi dönüştürme misyonunu bir kez daha gözler önüne seriyor ve ziyaretçilere unutulmaz bir Japon sanat yolculuğu sunuyor.” dedi.

İBB Kültür AŞ Müzeler Müdürü Reha Öztunalı, sergiye ilişkin olarak, “Açıldığı ilk haftada gösterilen yoğun ilgi, ‘Düşler Zamanı: Japonya’ sergisinin İstanbul’da yaratacağı etkiyi şimdiden ortaya koyuyor. Serginin aynı ivme ile devam ederek hem takdir toplamasını hem de İstanbulluların ilgisini çekmesini umut ediyoruz.” ifadesini kullandı.

Düşler Zamanı: Japonya Sergi İçerikleri

Dijital Oda, ziyaretçileri Dijital Deneyim Merkezi’nin büyüleyici dünyasına davet eden ilk durak konumundadır. Etkileşimli ekranlar, sensörler ve projeksiyon sistemleriyle donatılan bu alan, yenilikçi teknolojiler aracılığıyla tematik içerikler sunuyor. Oyunlaştırılmış öğrenme deneyimiyle ziyaretçileri keşfe teşvik eden Dijital Oda, aynı zamanda merkezin diğer bölümlerine hazırlık niteliği taşıyor.

Düşler Zamanı: Japonya sergisinde, ziyaretçiler Japon sanatının yüzyıllara yayılan estetik dünyasına çok duyulu bir giriş yapıyor; ilk durak olan Dijital Oda’da Yōkai anlatılarından Wamon desenlerine, Tōgei’nin form estetiğinden Ukiyo-e’nin “akan dünya”sına kadar uzanan seçili örnekler etkileşimli medya uygulamalarıyla buluşuyor.

“Yüzen Dünya”, Japon sanatının geçicilik, doğa ve içsel denge anlayışından doğan estetik evrenini, ziyaretçinin içinde dolaşabileceği çok duyulu bir yolculuğa dönüştürüyor. Ukiyo-e’nin “yüzen dünya” fikri; motifler, figürler ve ruh anlatıları üzerinden yalnızca bir görsel repertuar değil, aynı zamanda bir bakış disiplini sunarak yavaşlamak, odaklanmak ve azla çoğu hissetmeyi teşvik ediyor.

Bu sergi önerisi, Japon sanatının Avrupa’da yarattığı kolektif hayali yeniden inşa ederken, anlatının merkezine zen yaklaşımını yerleştiriyor. Ziyaretçi ses, ışık, hareket ve boşluk aracılığıyla imgelerin ardındaki düşünceyle karşılaşıyor; böylece karşılaşma bir tema değil, bir zihin hâli olarak deneyimleniyor.

Sürükleyici deneyim, 17. yüzyıldan 19. yüzyıla uzanan Ukiyo-e ustalarının başyapıtları eşliğinde, düşünsel ve çok duyulu bir yolculuğa dönüşüyor. Yaklaşık otuz dakika boyunca ziyaretçi, kolektif hayal gücünün Japonya’sına—geişaların, samurayların ve ruhların Japonya’sına—çekiliyor ve artık var olmayan ama hâlâ büyüleyen bir dünyanın izlerini sürüyor. Anlatı doğayla başlıyor; manzaralar ve kiraz çiçeğinin geçici güzelliği, Yōkai’lerin dolaştığı büyülü bir ormana dönüşüyor. Ardından deniz yükseliyor; Hokusai’nin ikonik Büyük Dalgası her şeyi sararken, Claude Debussy’nin La Mer’i eşlik ediyor. Geişalar paravanların arkasında beliriyor; alacakaranlıkta fener gölgeleri Kabuki oyuncularını vurguluyor; samurayların savaşçı dansı ritmi yükseltiyor ve yolculuk, gece göğünde süzülen fenerlerle yeniden sakinleşiyor. Deneyim, Debussy’den Japon davullarına, Ryuichi Sakamoto’dan Hiroshi Yoshimura ve Takashi Yoshimatsu’ya uzanan müzik seçkisiyle tamamlanıyor; Hokusai, Utamaro, Kuniyoshi, Hiroshige, Yoshida Hiroshi, Kawase Hasui ve Tsuchiya Koitsu gibi ustalara ait 400’ü aşkın seçili eseri bir araya getiriyor.

Bonsai Garden, Japon zen estetiğinin doğa, zaman ve dinginlik kavramları etrafında şekillenen düşünce dünyasını artırılmış gerçeklik aracılığıyla görünür kılan bir dijital yerleştirmedir. Su yüzeyleri, tapınak eşikleri ve bonsai ağaçlarıyla kurulan sahne, ziyaretçiyi Japon bahçe kültürünün sembolik mekânına taşıyan şiirsel bir peyzaj oluşturuyor.

Bonsai sanatı, doğanın uzun zaman ölçeklerini küçük bir form içinde yoğunlaştıran bir estetik anlayışını temsil ediyor. Her ağaç, sabır, bakım ve süreklilikle şekillenen bir doğa modelidir. Bu çalışma, bonsai geleneğini dijital bir bağlama taşıyarak su, taş ve bitki motifleriyle kurulan minimal bir evren yaratıyor.

Wabi – Sabi, Japon felsefesinde kusurlu, geçici ve eksik olanın güzelliğini takdir etmeye odaklanan bir dünya görüşüdür. Mükemmellik arayışından kaçınmayı, geçiciliği, asimetriyi, değişimi ve yaşanmışlığı estetik bir değer olarak görmektedir.

Japonya’nın doğal ve kültürel peyzajına ait seçilmiş unsurlar bitki örtüsü, su öğeleri, mimari yapılar ve gündelik yaşamdan kesitler aracılığıyla bir araya getiriliyor.

Japon doğası ve bahçe estetiğinden esinlenen görsel imgeler, ziyaretçilerin hareketlerine duyarlı bir ortam içinde toplanıyor. Gerçek zamanlı olarak üretilen bu görsel alan, insan bedeninin hareketlerini algılayarak dönüşen bir görüntü alanı oluşturuyor ve ziyaretçiyi bu akışkan görsel kompozisyonun bir parçası haline getiriyor.