Dubai, Hindistan, Çin, ABD, İngiltere, Fransa, İtalya, Rusya, İran ve Türkiye gibi birçok büyük ülkeden hem bireysel hem de kurumsal yatırımcıları kendine çekmektedir. Şehirdeki bireysel gayrimenkul yatırımlarının yaklaşık 100 milyar dolara yaklaştığı belirtiliyor. Dubai, iş dünyasından sanata kadar geniş bir uluslararası yatırımcı yelpazesine ev sahipliği yaparak, sadece bir emlak pazarı olmanın ötesine geçiyor; aynı zamanda iş kurmak, varlık konumlandırmak ve global bir ağ oluşturmak isteyenler için önemli bir merkez haline gelmiş durumda.
Hakan Bucak, Dubai'nin bugüne kadar sağladığı yatırım çekim gücünü ve karşılaştığı mevcut riskleri şu şekilde değerlendirdi:
“Dubai, günümüzde dünyanın en büyük sermaye akışlarını yöneten merkezlerden biri haline geldi. Teknolojik altyapının güvenli ve hızlı bir şekilde çalışması, yatırım süreçlerinin kolaylığı, yatırımcı dostu yasalar ve siyasi istikrar algısı bu yükselişi sağladı. Ancak, Dubai'nin en önemli jeopolitik risklerinden biri daima Hürmüz Boğazı'na olan yakınlığı olmuştur. Olası bir İran krizinin Hürmüz Boğazı'nda yaratacağı karışıklığın Dubai'yi nasıl etkileyeceği uzun zamandır tartışılmakta. Bu risk, çoğu zaman teorik olarak değerlendiriliyor olsa da, şu anda daha somut bir sınavla karşı karşıyayız.”
Bucak, önümüzdeki dönemin 6 ila 12 ay sürecek bir "bekle-gör" dönemi olacağını belirtti ve Dubai markasının temelinin güven olduğunu vurguladı:
“Görüşüm, önümüzde 6 ila 12 aylık bir bekle-gör dönemi olacağı yönünde. Bu süreçte Birleşik Arap Emirlikleri yönetiminin, güvenlik algısını nasıl yöneteceği belirleyici olacaktır. Çünkü Dubai'yi öne çıkaran asıl unsur lüks, vergi avantajları ya da yüksek getiri oranları değil; güvenliktir. Sermaye güvenliği, yaşam ve yatırım güvenliği, siyasi istikrar ve hukuki öngörülebilirlik Dubai'nin temellerini oluşturur. Gayrimenkul piyasaları matematikle değil, güvenle büyür.”
Kısa vadede işlem hacminde bir yavaşlama ve fiyatlarda psikolojik düzeltmelerin olabileceğine işaret eden Hakan Bucak, yapısal bir kırılmanın olup olmayacağının devlet refleksine bağlı olduğunu ifade etti:
“Kısa vadede işlem hacminde bir yavaşlama görülebilir, yabancı yatırımcı bir süre beklemeyi tercih edebilir ve fiyatlarda psikolojik bir düzeltme yaşanabilir. Ancak asıl soru bunun kalıcı bir yapısal kırılmaya dönüşüp dönüşmeyeceğidir. BAE'nin finansal rezerv gücü, kriz yönetim kapasitesi ve uluslararası diplomatik ağı göz ardı edilmemelidir. Bu dönem bir panik dönemi değil; risklerin yeniden değerlendirildiği bir dönemdir. Eğer güvenlik algısı kalıcı bir zarar görmezse, ortaya çıkabilecek fiyat düzeltmeleri uzun vadeli yatırımcılar için fırsatlar sunabilir. Önümüzdeki 6 ila 12 ay, yaşananların geçici bir psikolojik dalga mı yoksa güven algısında kalıcı bir kırılma mı olduğunu gösterecektir.”
Adana'da bir apartmanda yaşanan yangında, 13. katta mahsur kalan bir baba ile bebeğini, yanındaki inşaatta çalışan Muhammet Figen (23) yük asansörünü kullanarak kurtardı.