Mariana Tata, yaklaşık bir yıl süresince şişkinlik problemi yaşıyordu, ancak nedenini tam olarak anlayamıyordu. Aklına gelen olasılıklar arasında düzenli adet döngüsünün etkileri ve arkadaşlarının yaşadığı Crohn hastalığı ile ülseratif kolit gibi sindirim sistemi sorunları yer alıyordu.
Fakat nisan ayında dışkısında kan görünce Tata için alarm zilleri çalmaya başladı. Business Insider'a açıklama yapan 26 yaşındaki Tata, "Bu durum beni oldukça endişelendirdi" ifadelerini kullandı.
Gençlerde kolon kanserinin en sık görülen belirtilerinden biri olan kanlı dışkılama durumu bir ay boyunca devam edince, Tata aile doktorunu aramak zorunda kaldı.
Aile hekimi, Tata'nın şikayetlerini hemoroid olarak değerlendirdi, ancak genç kadına birkaç yıl önce anemi teşhisi konmuş olması ve semptomlarının aniden kötüleşmesi nedeniyle, her ihtimali göz önünde bulundurarak karın taraması yapılmasını önerdi.
Tata, New York'taki Syracuse Hastanesi'ne sevk edildi ve burada yapılan ileri tetkikler sonucunda, kanserin karın duvarına yayıldığı ve 4. evre kolon kanseri tanısı konuldu.
Tedaviye hemen başlaması gereken Tata'nın her iki yumurtalığı ve fallop tüpleri alınacak, bu süreçte biyolojik olarak çocuk sahibi olma yetisini kaybedecekti. Tedavi sürecine devam eden Tata, bu durumu öğrendiğinde büyük bir şok yaşadığını belirterek, "Gençken kanser olabileceğinizi düşünmüyorsunuz. Kolon kanseri aklımın ucundan bile geçmemişti" dedi.
Teşhis konulmadan önce Tata ve erkek arkadaşı, geleceğe dair planlar yapıyorlardı; çocuk sahibi olmayı ve birlikte bir ev almayı düşünüyorlardı. Ancak, sağ yumurtalığındaki büyük kitleyi almak için ameliyata girmesi gerektiğinde tüm planları alt üst oldu.
Kısa bir süre sonra bu kitlenin sol yumurtalığına da zarar verdiğini öğrenen Tata, "Yumurtalarımı kurtarma şansım yoktu" şeklinde konuştu. Bu durum, Tata'nın yalnızca tüp bebek yöntemiyle hamile kalabileceği ve bu süreçte bağışlanan yumurta veya embriyo kullanmak zorunda kalacağı anlamına geliyordu.
Şu an için çocuk sahibi olma fikrinden vazgeçtiğini belirten Tata, kanser tedavisinin masrafları nedeniyle ev gibi diğer planlarını da yeniden gözden geçirmek zorunda kaldığını ifade etti.
Ancak Tata, yaz aylarından bu yana 1.000 dolar tutarında bir hastane faturasını ödediğini ve gelecekteki tedavi masraflarını da düşünmek zorunda olduğunu aktardı.
Tata, "Bu çok zor bir süreç. Özellikle 20'li ve 30'lu yaşlardayken paranızı başka şeyler için harcamayı planlıyorsunuz ve birden kansere yakalanıyorsunuz. Gerçekten neye harcadığınızı yeniden değerlendirmek zorunda kalıyorsunuz" dedi.
Tata, şu anda kemoterapi programı çerçevesinde zamanını iki ev arasında bölüştürüyor. Tedaviden önceki gece, erkek arkadaşının evinden ayrılıp ailesinin yanına gitti; çünkü erkek arkadaşı çalışıyor, ailesi ise emekli olduğu için orada 24 saat bakım alabiliyor.
Tata, "Aslında sağlığıma kavuşmamda en büyük destekçim annemdir" diyerek, annesinin kendisine sürekli mide bulantısı ilacı verdiğini ifade etti ve ekledi: "Ailem gerçekten harika. Bu kadar güçlü olmamın nedeni de onlar, çünkü artık yapamadığımda beni destekliyorlar."
Kemoterapi öncesinde kolonunun bir kısmı alınan Tata, diğer kanser hastalarıyla kıyaslandığında daha hızlı iyileştiğini düşündüğünü belirterek, kemoterapi almadığı haftalarda kanser olduğunu neredeyse unuttuğunu ve gücünü geri kazanmaya odaklandığını aktardı.
Bununla birlikte, kemoterapi günlerinin oldukça zor geçtiğini ve çarşambadan pazartesiye kadar kendine gelebildiğini söyledi. Tata, "Sanki yüzüme bir yumruk atıyor ve iki haftada bir bunu yaşamak zorunda olduğumu hatırlatıyor. Bu benim yeni gerçekliğim" ifadelerini kullandı.
Şu anda kemoterapiye devam eden Tata'nın durumunun stabil olduğu ve kanserinde ilerleme gözlemlenmediği bildirildi.
Tata, "Onkoloğum, şubat ayında işe dönebilirsem harika bir şey olduğunu düşünüyor" diyerek, mezun olduğu Utica Üniversitesi'nde kayıt işlemleri asistanı olarak çalıştığını ve tedavi sürecinde kısa ve uzun süreli maluliyet izni aldığını belirtti.
Kemoterapi sonrası tedavilerin daha seyrek hale gelmesini ve böylece teşhis öncesindeki rutinine benzer bir düzen kurabilmeyi umduğunu ifade eden Tata, Kolorektal Kanser Birliği ve bir Facebook grubu aracılığıyla diğer kolon kanseri hastalarıyla bağlantı kurmanın, deneyimlerini paylaşmasını kolaylaştırdığını söyledi.
Tata, "Teşhisimin ilk günlerinde ne yapacağımı bilemiyordum. Kendimi çok yalnız hissetmiştim ve insanlarla konuşmaya hazır değildim. Diğer hastalarla bağlantı kurmak, tedavimle başa çıkmamı kolaylaştırdı" dedi.
Bu sayede gençler arasında kanser oranlarının arttığını daha iyi fark ettiğini belirten Tata, "Gençler, bu sorunla karşı karşıya kalmalarına rağmen unutulmuş gibi hissediyorlar" şeklinde konuştu.
Gençlere, kolon kanseri belirtilerinin ne kadar belirsiz olabileceğini dikkate alarak, vücutlarında bir değişiklik hissettiklerinde harekete geçmelerini tavsiye eden Tata, "Ne kadar büyük ya da küçük olursa olsun, doktora başvurun. Çünkü benim küçük olduğunu düşündüğüm durum, büyük bir probleme dönüştü" ifadelerini kullandı.
Kendi savunuculuğunu yapmanın ve ikinci bir görüş almanın önemini vurgulayan Tata, "Çünkü dışkınızda kanama fark ettiğinizde birçok doktor hemen harekete geçmiyor. Benim doktorum hemen harekete geçtiği için ona minnettarım. Eğer CT taraması veya karın taraması önerilmeseydi, şu anda nerede olurdum bilmiyorum" şeklinde konuştu.