Uygulamamızı yükleyerek, en yeni haberleri anında cebinize alabilirsiniz.
“Kent suçu”, kentsel alanlarda geri dönüşü olmayan zararlar ve kamuya zarar veren, hukuka veya etik kurallara aykırı uygulamaları tanımlamak için kullanılan bir terimdir. Son zamanlarda, İstanbul'da işlenmiş kent suçlarının sanat aracılığıyla aklanmasına dair örnekler kamuoyunda tartışma konusu haline geldi.
Gökkafes (Süzer Plaza), İstanbul'da işlenmiş bir kent suçunun sanatla aklanmasına yönelik ilk örneklerden biri olarak dikkat çekiyor. 2007 yılında Çalık Holding tarafından Büyükdere Caddesi'nde yerinden edilen Ekavart Gallery, Süzer Holding'in Gökkafes'inde yer alarak destek buldu. 2008 yılından itibaren bu binada sergiler düzenleyen Ekavart Gallery, İstanbul'a yönelik işlenmiş en ciddi kent suçlarından biri olan Gökkafes'in imajını düzeltmeye çalıştı. O kadar ki, gökdelenin inşasına karşı tavır alan Cumhuriyet Gazetesi bile burada açılan sergilere kültür-sanat sayfalarında yer vermeye başladı.
Başta Haliç Dayanışması olmak üzere birçok sivil toplum kuruluşu, meslek odası ve uzman, Tersane İstanbul'u bir “kent suçu” olarak değerlendiriyor. Fettah Tamince, 2013 yılında yapılan bir ihale neticesinde Taşkızak ve Camialtı tersanelerinin bulunduğu alanı 49 yıllığına kiraladı. İlerleyen süreçte “İstanbul Haliç Yat Limanı ve Kompleksi Projesi” adı altında, 70 yat kapasiteli iki yat limanı, 400 oda kapasiteli iki beş yıldızlı otel, dükkanlar, restoranlar, kültür merkezleri ve otopark gibi birçok yapı inşa edileceği açıklandı. Projenin ilk aşamasında Teğet Mimarlık görev alırken, daha sonra Tabanlıoğlu Mimarlık projeyi üstlendi.
2020 yılında Tersane İstanbul’un kapsamı genişletildi. 1122 yataklı otel inşaatı için Ticaret Bakanlığı’ndan çeşitli vergi muafiyetleri içeren yatırım teşvik belgesi alındı. Projenin web sitesinde, orijinal projede yer almayan yüzlerce konutun eklendiği belirtiliyor: “Tabanlıoğlu Mimarlık tarafından tasarlanan Tersane İstanbul, sahil ve yamaç konumunda 660 konut ünitesi sunuyor.” Ayrıca, 67 yalı dairesi ve 5 yalı da bulunmakta. Bu konutlar hukuken “apart otel” statüsünde görünse de, gerçekte yüksek gelir grubuna satılan özel konutlar olarak değerlendiriliyor. Abdülkadir Kart, 2021 yılında projeye ortak oldu ve Fettah Tamince ile yönetimde eşit haklara sahip oldu. Abdulkadir Kart'ın ASL İnşaat’ı, 2010-2020 yılları arasında kamu kurumlarından 4.7 milyar TL değerinde ihale aldı.
Fettah Tamince, İstanbulluların gözünde Tersane İstanbul’a meşruiyet kazandırmak üzere sanatla aklama yöntemini tercih ediyor. 2019 yılında, iklim krizi temalı 16. İstanbul Bienali’nde Tersane İstanbul bir mekan olarak belirtilmişti. Ancak, etkinlik başlamadan önce İKSV, asbestli malzemelerin temizlenmediği gerekçesiyle ana mekanı değiştirmek zorunda kaldı. İklim krizi konulu bir bienalin Tersane İstanbul’da gerçekleşmemesi olumlu bir gelişme oldu.
Son günlerde, Contemporary İstanbul’un açtığı yoldan ilerleyen başka bir örnekle karşılaştık. Tersane İstanbul ve Kolekta işbirliği ile gerçekleştirilen “Toprak Uykuda Değil” adlı karma seramik sergisi, 33 sanatçının katılımıyla gerçekleşti. Basın bülteninde, serginin güncel seramik üretimini ön plana çıkardığı ifade ediliyordu. İstanbullular, çağdaş yaklaşımlara tanıklık etmek için Tersane İstanbul’a davet ediliyordu.
Geçtiğimiz günlerde T24’te yayınlanan Sümeyra Gümrah’ın röportajı, Tersane İstanbul’daki Beymen Tersane projesinin sanatla nasıl aklanmaya çalışıldığını gösteren çarpıcı bir örnek olarak karşımıza çıktı. Röportaj, lüks perakende anlayışının kültür, sanat ve hafızayla nasıl harmanlandığını ele alıyordu. Beymen’in Tersane İstanbul’daki mağazasındaki sanatçıların işlerini sergilemesi, İstanbul Manifaturacılar Çarşısı’ndaki sanat eserleriyle karşılaştırılarak meşru bir zemin oluşturulmaya çalışılıyordu.
Not: Bu yazı, 25 Eylül 2025 tarihinde Yeni Arayış’ta yayımlanan “Contemporary İstanbul, Tersane İstanbul ve 19 Mart Süreci” başlıklı yazımın geliştirilmiş ve güncellenmiş bir versiyonudur.