Londra'nın St Paul's Church, Covent Garden'ında düzenlenen defilede, Bora Aksu Sonbahar/Kış 2026 koleksiyonunu 18. yüzyıla dayanan bir İngiliz hikayesi üzerine inşa etti. İlham kaynağı, Buckinghamshire'daki George & Dragon hanında çalıştığı söylenen genç bir garson olan Sukie. Bu trajik öykü, koleksiyonun duygusal altyapısını oluşturuyor.
Aksu, geçmiş sezonlarda da güçlü ve kırılgan kadın figürlerinden esinlenmişti. Bu sezonun farkı, somut bir arşiv olmaması. Tasarımcı, belgelerin yerine hayal gücüne yönelmiş. Ortaya çıkan koleksiyon, etkileyici bir anlatı sunuyor.
Defile, iki bölüm hissi veriyor. İlk kısımda gündelik ve güçlü siluetler ön plana çıkıyor: kristal detaylı kısa takımlar, ekose yün parçalar, kadife puffer ceketler ve askeri esintili ceketler. Aksu’nun genellikle süslü ve feminen tasarımlarına bu sezon daha rahat parçalar eklenmiş. Sweatshirt’ler ve örgü takımlar bu değişimi simgeliyor.
Koleksiyonun en belirgin mesajı desenlerde kendini gösteriyor. Çizgiler, ekoseler ve puantiyeler hemen hemen her görünümde mevcut. Zamansız desenler, koleksiyonun romantik havasını dengeleyerek görünümlere yapı kazandırıyor. Saç aksesuarları da oldukça ilgi çekici. Kurdeleler, çiçek detayları ve inciler yalnızca tamamlayıcı değil, aynı zamanda görünümün merkezinde yer alıyor. Tasarımcının imzası olan dantel ve inci kullanımı bu koleksiyonda da devam ediyor.
Renk paleti, kırmızı, pembe ve mavi tonları etrafında şekilleniyor. Kadife ve ipek kumaşlar, bu yumuşak atmosferi pekiştiriyor.
İkinci bölümde tonlar daha koyu hale geliyor. Tül ve dantel katmanları artıyor. Puantiyeli elbiseler, saydam kumaşlar ve çiçek aplikeleri daha dramatik bir atmosfer yaratıyor. Finaldeki beyaz gelinlik görünümü, koleksiyonun hikayesini tamamlıyor.
Bora Aksu, bu koleksiyonda stilini değiştirmiyor. Romantik estetik, dantel, inci ve feminen siluetler hâlâ var. Ancak güçlü desenler ve daha gündelik parçalarla bu dili güncelleyerek yenilik katıyor.