Mark Howard Thomas’ın Carven’deki ikinci modellik gösterisi, aynı zamanda önemli bir değişikliği simgeliyor. Bu sezon, markanın tarihsel merkezinden ayrılarak etkinliği Paris’teki Conservatoire National des Arts et Métiers’nin yüksek tavanlı mermer salonunda gerçekleştirilmesi dikkat çekti. Marie-Louise Carven’in geçmişte yaşadığı ve çalıştığı Champs-Élysées’deki merkezden uzaklaşmak, Thomas’ın Carven için oluşturduğu yeni vizyonun bir yansıması olarak değerlendirilebilir.
Ancak bu koleksiyonu sadece “daha olgun” bir tanımla sınırlamak yetersiz kalır. Thomas, etkili bir tasarım dili ve iyi giyinen kadınların gardırobuna nasıl yeni parçalar ekleyebileceğini sezgisel olarak bilen bir bakış açısına sahip. Fakat bu sezon, silüetlerde ve stil anlayışında daha kendine güvenen bir tutum gözlemleniyor. Geniş kesimli terzilik ile rahat formlar arasında geçen görünüm; monokrom katmanlar, dantel detaylı organze slip elbiseler ve dokulu yüzeyler ile saten ve derinin pürüzsüzlüğü arasında dengeli bir karşıtlık oluşturuyor.
Koleksiyonun renk paleti oldukça özenle oluşturulmuştu: Bordo, çikolata kahvesi, siyah, ekru ve kum tonları sıklıkla yer aldı. Ancak Thomas, bu sade renkleri dokularla daha derin bir hale getirdi. Açılış görünümündeki maun tonlu deri palto, raglan kol kesimi, keskin bir gömlek, asimetrik deri kemer ve düz kesim pantolonla katmanlanarak etkileyici bir siluet oluşturdu.
Tasarımcı bu sezon “ev” kavramını iki farklı perspektiften ele aldı. Bir tarafta markanın couture geleneğine referans veren parçalar bulunuyordu: Çift ipek bluzlar veya 1950’lerin kimono formundan esinlenen üstler, ipek tual ve yün kumaşlarla hem heykelsi hem de hafif bir yapı kazanmıştı. Diğer tarafta ise boudoir tarzını yansıtan daha rahat parçalar öne çıktı: Atlet formundaki uzun elbiseler, organze detaylar ve lüks dış giyim olarak tasarlanan ev ceketleri yer aldı.
Sezonun dikkat çeken trendlerinden biri olan püskül kullanımı Carven’de de yer buldu; ancak Thomas’ın yorumu abartıdan uzak, daha doğal ve giyilebilir bir tarzda. Özellikle battaniye hissi veren paltolar, ev konforu ile şehir hayatı arasındaki ayrımı belirsizleştiriyor.
Carven Sonbahar/Kış 2026 koleksiyonu, tanıdık bir Paris zarafetini korurken, daha rahat ve yaşanabilir bir gardırop fikrini de sunuyor. Markanın geçmişine saygı duyan fakat günümüz kadınının yaşam tarzına uyum sağlayan bir koleksiyon olarak öne çıkıyor. Thomas için bu defile, Carven’in geçmişiyle olan bağını koparmak değil, onu farklı bir bağlamda yeniden yorumlamak anlamına geliyor.