28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı saldırılar, karşılıklı ateşlerle tırmanarak bölgedeki savaşın genişleme ihtimalini artırıyor. Savaşın başlamasının üzerinden 19 gün geçmesine rağmen, piyasalarda şaşırtıcı bir durum gözlemleniyor.
Petrol fiyatları, Hürmüz Boğazı'nın kapanması ihtimali ile birlikte 100 dolar seviyesinin üzerine yükseldi. Düşmesi amacıyla gerçekleştirilen stratejik rezerv salınımları gibi önlemler, petrol fiyatlarını düşürmekte yetersiz kalıyor.
Son yıllarda yükseliş gösteren ve belirsizlik dönemlerinde güvenli liman olarak görülen altın fiyatları ise beklenmedik bir durgunluk yaşıyor.
Al Jazeera’nın haberine göre, ekonomistler, küresel çatışma dönemlerinde (2022’de başlayan Rusya-Ukrayna savaşı gibi) altının genellikle rekor seviyelere çıkması gerektiğini, fakat bu sefer farklı faktörlerin etkili olduğunu ifade ediyor.
Uzmanlar, mevcut durgunluğun üç ana sebebi olduğunu vurguluyor:
Ons altın, dolar cinsinden işlem görmesi ve dolardaki güçlenme, yatırımcıların altın yerine dolarda kalmasına neden oluyor.
Savaş öncesinde zaten tarihi zirvelerine yakın seyreden altın, 2025 yılı itibarıyla yüzde 64 oranında bir artış göstermişken, 2020 başından 2025 sonuna kadar yüzde 184 oranında yükseldi. 2026’nın ilk iki ayında ise yüzde 22 değer kazanmıştı. Bu yüksek fiyat seviyeleri, yeni bir sıçrama için gerekli alanı daraltmış durumda.
Al Jazeera’ya göre, uzmanlar, altının son iki yıla kıyasla artık daha "spekülatif" bir varlık haline geldiğini belirtiyor. Son yıllarda büyük miktarda altın almış olan merkez bankalarının, bu aşırı dalgalanmalardan endişe duyduğu düşünülüyor. Analist Remi Bourgeot, altının belirsizlik karşısında artık eski gücünü yitirdiğini savunuyor.
Altın fiyatlarında önemli bir değişim yaşanması için uzmanlar iki farklı senaryoya dikkat çekiyor.