Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO), günlük ortalama 300 bin varil petrol ve doğal gaz üretimi gerçekleştirmektedir. 2028 yılı itibarıyla bu üretimi 500 bin varil seviyesine, uzun vadede ise 1 milyon varile çıkarmayı hedeflemektedir.
Bu hedefler doğrultusunda TPAO, uluslararası enerji firmalarıyla işbirliklerini artırarak, yurtdışındaki büyüme stratejilerini hayata geçirmekte ve yerli girişimlerini uluslararası arenada da genişletmektedir.
Şirket, dün Shell ile Bulgaristan'ın deniz yetki alanındaki Khan Tervel Sahası'nda petrol ve gaz arama faaliyetlerine ortak olmak üzere bir anlaşma imzaladı.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, bu anlaşmanın öncelikler arasında Kerkük gibi Irak'taki işbirliklerinin bulunduğunu, Libya, Kazakistan ve Azerbaycan projelerinin de değerlendirileceğini dile getirdi.
5 Şubat'ta Chevron ile imzalanan mutabakat zaptı, Türkiye ve uluslararası ölçekte potansiyel alanlarda ortak arama ve üretim faaliyetlerinin geliştirilmesini öngörmektedir; 8 Ocak'ta ExxonMobil'in yan kuruluşu ESSO Exploration International Limited ile yapılan mutabakatla ise Karadeniz ve Akdeniz'deki uluslararası alanlarda işbirliği hedeflenmektedir.
Bu sayede Türkiye, enerji filosunu uluslararası şirketlerin tecrübesiyle birleştirerek derin deniz arama ve sondaj konusundaki teknik kapasitesini artırmayı ve yeni keşifler yapmayı amaçlamaktadır.
Geçtiğimiz yıl TPAO'nun Diyarbakır Havzası'nda konvansiyonel olmayan kaynakların geliştirilmesi için TransAtlantic Petroleum ve Continental Resources ile yaptığı ortak girişim anlaşmasının, modern teknoloji ve bilgi transferi aracılığıyla üretim kapasitesini artırması beklenmektedir. Bu durum, Türkiye'nin petrol arama alanında yeni bir dönemi başlatabilir.
TPAO'nun nisan ayında Somali'de daha önce gerçekleştirdiği sismik araştırma sahasında sondaj çalışmaları yapması, Libya'da Repsol ve MOL ile kurduğu ortaklıklarla 2 blokta, Pakistan'da ise 5 sahada hidrokarbon arama faaliyetlerini sürdürmesi beklenmektedir.
Türkiye'nin çeşitli bölgelerde yeni enerji projeleri için uluslararası işbirlikleri kurma çabaları, ülkenin yalnızca kaynak geliştirici bir aktör değil, aynı zamanda bölgesel ve küresel enerji sahnesinde etkili bir oyuncu olma vizyonunu güçlendirmektedir.
ABD Deniz Kuvvetleri Lisansüstü Okulundan Profesör Brenda Shaffer, Türkiye'nin uluslararası enerji şirketleriyle kurduğu işbirliklerinin, arz güvenliği politikalarındaki çeşitlendirme ilkesinin bir yansıması olduğunu ifade etti.
Shaffer, Türkiye'nin birden fazla büyük firmayı kendi pazarına çekerek, yurt dışındaki projelere dahil olmasının, farklı teknolojilere erişim sağladığını ve bağımlılık riskini azalttığını belirtti.
John Roberts, Türkiye'nin Sakarya Gaz Sahası'ndaki deneyimlerinden faydalanarak, teknik ve ticari verimliliği artırmak amacıyla büyük uluslararası şirketlerle ortak girişimlere yöneldiğini vurguladı. Bu gelişmelerin, Bakan Bayraktar'ın liderlik ettiği enerji stratejisinin bir parçası olduğunu belirtti.
Roberts, Türkiye'nin işbirliklerinin olası sonuçlarına dair değerlendirmesinde, ilk sonuçların büyük ihtimalle Karadeniz'den geleceğini, zira bölgede hidrokarbon oluşumlarının yoğunlaştığını ifade etti.
Akdeniz Enerji ve İklim Örgütü Petrol ve Gaz Direktörü Sohbet Karbuz, Türkiye'nin kara alanlarının beşte biri ve deniz alanlarının yalnızca yüzde 1'inde arama ve sondaj yapıldığını belirtti. Bu durum, ülkenin jeolojisinin yeterince tanınmaması ve olanak eksikliğinden kaynaklanmaktadır.
Karbuz, Türkiye'nin petrol ve gaz tüketiminin yaklaşık yüzde 90'ının ithalatla karşılandığını ve bunun enerji faturalarıyla cari açığı artırdığını vurguladı. Bu sebeple, petrol ve gaz arama seferberliğinin Türkiye'nin enerji güvenliği açısından son derece önemli olduğunu ifade etti.
Geçmişte kaynakların yeterince değerlendirilemediğini ancak 2017 yılında ortaya konulan Milli Enerji ve Maden Politikası ile ilk somut kazanımların elde edildiğini belirten Karbuz, uluslararası şirketlerle işbirliğinin birçok kazanım sağlayabileceğini dile getirdi.
Yurt içindeki işbirliklerinin uluslararası işbirliklerine kapı açabileceğini ve TPAO'nun küresel ölçekte bir oyuncu olma yolundaki adımlarını güçlendireceğini ifade eden Karbuz, bu fırsatların Karadeniz, Hazar ve Akdeniz gibi yakın coğrafyalarda değerlendirilmesinin Türkiye'nin jeostratejik kazanımları için faydalı olacağını belirtti.