Programda Hülya Duyar, kariyerinin başlangıcından bugüne kadar olan serüvenini izleyicilere aktardı. Kuaförlük ve makyözlük yaptığı dönemlerde tiyatroya olan ilgisini ve sahnedeki deneyimlerini paylaştı.
Ev turu sırasında Duyar’ın boğaz manzaralı oturma odası ve balkonu da gösterildi.
Çiçeklerle dolu olan salonda, renkli örtülerle kaplanmış koltuklar, puflarla çevrili bir yemek masası ve geniş bir kitaplık dikkatleri üzerine çekti.
Balkon ise İstanbul manzarasıyla öne çıktı. Duyar, İstanbul’a olan derin sevgisini dile getirerek, Boğaz manzarasının kendisi için özel bir anlam taşıdığını ifade etti.
Aynı binada iki dairesi bulunan Hülya Duyar, diğer dairesini fotoğraf stüdyosu ve tasarım atölyesi olarak kullandığını belirtti. Programda, kendi tasarladığı kıyafetler de izleyicilere tanıtıldı.
Evin mutfağı, beyaz dolaplarının hakim olduğu sade ve düzenli görünümüyle ekrana yansıdı.
Buzdolabının üzerindeki fotoğrafların hikayelerini anlatan Duyar, Mert Yazıcıoğlu ile “Karagül” dizisi dönemine dair anılarını paylaştı.
Programın sonunda Hülya Duyar, 35 yıllık evliliğinden ve eşinin hayatındaki rolünden bahsetti. Çocuk sahibi olmama kararını da açıklayan Duyar, babasının şizofreni hastası olması nedeniyle genetik risklerden endişe duyduğunu, bu yüzden çocuk sahibi olmayı tercih etmediğini ancak hayatında birçok manevi çocuğun bulunduğunu vurguladı.