Çocukluk döneminde yaşadığı yanlış teşhis nedeniyle yıllarca görme problemi yaşayan Doç. Dr. Dilek Kuşaslan Avcı’nın hayat hikâyesi, sağlık alanında doğru tanı ve hasta iletişiminin önemini bir kez daha ortaya koydu. Küçük yaşta yaşadığı zorlu süreç, onu yıllar sonra insanların hayatına dokunan bir hekim olmaya yönlendirdi.
Bugün Van’da kendi kliniğinde hastalarını kabul eden, aile hekimliği uzmanı ve akademisyen olan Doç. Dr. Dilek Kuşaslan Avcı, çocukluğunda yaşadığı göz rahatsızlığı nedeniyle büyük bir mücadele verdi. Yıllar sonra ise hayatını değiştiren o dönemin doktorlarından biriyle beklenmedik bir karşılaşma yaşadı.
Dilek Kuşaslan Avcı’nın doktorluk hayali henüz beş yaşındayken başladı. Babasının memuriyeti nedeniyle farklı şehirlerde büyüyen Avcı, küçük yaşta evlerine gelen bir doktorun hastalara yaklaşımından etkilenerek hekim olmaya karar verdi.
Okul yıllarında başarılı bir öğrenci olan Avcı, bilgi yarışmalarında okulunu temsil etti. Ancak ortaokula başladığında yaşadığı görme problemi hayatını değiştirdi.
Tahtadaki yazıları okuyamamaya başlayan Avcı, derslerde büyük zorluk yaşadı. Arkadaşlarının defterlerinden bakarak not almaya çalıştı, sınavlarda soruları göremediği için gözyaşlarına hakim olamadığı zamanlar oldu.
Ailesi tarafından götürüldüğü ilk göz muayenesinde ise beklediği sonucu alamadı. İddiaya göre doktor, yeterli değerlendirme yapmadan herhangi bir görme problemi olmadığını söyledi.
Bu teşhisin ardından ailesi de kızının gözlerinin bozuk olmadığına inandı. Avcı ise yaklaşık dört yıl boyunca bulanık görerek yaşamaya devam etti. Bu süreçte hem okul başarısı düştü hem de özgüveni ciddi şekilde zarar gördü.
Lise döneminde yapılan bir sağlık taraması sırasında durum yeniden fark edildi. Sağlık görevlisi, Avcı’nın görme problemi olduğunu anlayarak ailesini uyardı.
Daha sonra İstanbul’da farklı doktorlara götürülen Avcı’ya miyop teşhisi konuldu ve gözlük kullanmaya başladı. İlk kez gözlüğünü taktığı anı hayatının en önemli anlarından biri olarak anlatan Avcı, her şeyin netleşmesinin kendisi için büyük bir mutluluk olduğunu ifade etti.
Gözlüğüyle dünyayı yeniden gördüğünü söyleyen Avcı, bu dönemin ardından okul başarısının ve özgüveninin hızla yükseldiğini belirtti.
Çocuklukta yaşadığı deneyim, Avcı’nın meslek seçimini daha da güçlendirdi. İnsanları dikkatle dinleyen, hastalarına zaman ayıran bir doktor olmayı hayal etti.
1993 yılında Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne başlayan Avcı, mezuniyetinin ardından aile hekimliği uzmanlığı yaptı. 2018 yılında doçent unvanını aldı.
Tamamlayıcı tıp alanında da eğitimler alan Avcı, medikal estetik konusunda İtalya’da yüksek lisans yaptı. Bugün Türkiye’nin farklı bölgelerinden gelen hastalara hizmet veriyor.
Avcı’nın hayatındaki en dikkat çekici olaylardan biri ise yıllar sonra yaşandı. Çocukken göz muayenesi olduğu bölgede görev yapmaya başlayan Avcı, geçmişte kendisini etkileyen doktorla karşılaşma ihtimali olduğunu düşündü.
Bir gün görev yaptığı sağlık merkezine acil bir hasta getirildi. Durumu ağır olan hastanın tansiyonu 300 seviyelerine ulaşmış, bilinci kapanmıştı.
Tek doktor olarak müdahale eden Avcı, hastanın tansiyonunu kontrollü şekilde düşürerek hayati tehlikeyi atlatmasını sağladı.
Yaşadığı süreci anlatan Avcı, çocukluk yıllarında kendisini anlayacak bir doktor için uzun süre dua ettiğini söyledi.
Küçük yaşta yaşadığı yanlış değerlendirmenin kendisini derinden etkilediğini belirten Avcı, bu deneyimin hastalarına yaklaşımını şekillendirdiğini ifade etti.
Avcı’nın yaşam öyküsü, bir sağlık çalışanının yalnızca tedavi eden kişi değil, aynı zamanda hastanın hayatında iz bırakan bir insan olduğunu gösteren örneklerden biri oldu.