Mobil Uygulamayı İndir

Haberleri mobil uygulamamızdan takip edin!

17 Mart 2026 Salı İstanbul 4°C

Bildirimler

Sitemize Hoş Geldiniz

Güncel haberler ve son dakika gelişmeleri için bizi takip edin!

Şimdi

İzmir'in 30 İlçesi: Seyahat Gözlemlerim ve Deneyimlerim

E
Yazar Medya
5 dk okuma 28 okunma Yayınlanma: 17 Mart 2026 20:56 Güncelleme: 17 Mart 2026 22:11
İzmir'in 30 İlçesi: Seyahat Gözlemlerim ve Deneyimlerim
İzmir'in 30 İlçesi: Seyahat Gözlemlerim ve Deneyimlerim Foto: Yazar Medya

İzmir Katip Çelebi Üniversitesi'nde İlginç Bir Proje

İzmir Katip Çelebi Üniversitesi'nin Turizm Rehberliği Tezsiz Yüksek Lisans programında “Bilimsel Araştırma Yöntemleri ve Etik” dersine katılan Prof. Dr. Volkan Altıntaş, 2025 yılının Eylül ayının sonlarında, ilk derslerden birinde sınıfa ilginç bir soru sordu: İzmir’in toplam kaç ilçesi bulunmaktadır? Sınıftan gelen birkaç tahminin ardından Volkan Hoca, sorunun cevabını kendisi verdi: “Arkadaşlar, İzmir’in tam olarak otuz ilçesi bulunmaktadır. Bu sayı oldukça dikkat çekici.”

Proje İçin Ziyaret Edilecek İlçeler

Volkan Hoca, 10 Ocak 2026 tarihine kadar İzmir’in otuz ilçesini ziyaret edip, bu ilçelerdeki turizm paydaşlarıyla tanışan öğrencilerin, dersindeki tüm sınavlardan muaf olacağını duyurdu. Tüm ilçeleri ziyaret ettikten sonra ödevin nasıl sunulacağını ise tamamen öğrencilerin inisiyatifine bıraktı. Projenin konusu, sınıfın motivasyonunu artırdı. Hocanın, şimdiye kadar yalnızca birkaç öğrencinin bu projeyi tamamladığını belirtmesi, rekabeti daha da artırdı. Ben de on dört yıldır İzmir’de yaşamama rağmen daha önce gitmediğim ilçeleri ziyaret etme planları yapmaya başladım.

Hızla harekete geçerek, nişanlım Cemre ile birlikte Karaburun İlçesi’ni ziyaret ettik. Karaburun’un uzak köylerini ve güzel koylarını gezip birçok fotoğraf çektik. İskele mahallesinde restoran sahipleriyle tanışarak notlar aldık. Ödevin geri kalanını nasıl gerçekleştireceğimiz konusunda bir plan oluşturduk. Bir nevi “göç yolda düzülür” diyerek yola çıktık. Gideceğimiz ilçelerde yerel unsurlara öncelik veren işletmelere uğrayarak tanıştığımız turizm paydaşlarıyla mekanları, bulundukları ilçeleri ve turizmle olan etkileşimlerini konuşmaya karar verdik. Sonrasında bu bilgileri yazıya döküp, çektiğimiz fotoğraflarla bir dergi formatında bastırma kararı aldık.

Ziyaret ettiğimiz ilçelerdeki işletmelerin yerel unsurlara odaklanması, projemizin kalitesini artırdı.

Gittiğimiz her ilçede benzer bir yaklaşım sergilemeye çalıştık. Ziyaret edeceğimiz işletmeleri ve tanışacağımız turizm paydaşlarını belirlerken kesin bir kriter oluşturmadık. Ancak, kitlesel turizmden ziyade alternatif turizme katkı sağlayan, yerel unsurları ön plana çıkaran işletmelere öncelik vermeye özen gösterdik. Örneğin, Karaburun’da balıkçılarla, Tire’de tarihi Kutu Han’da kazaziye ustalarıyla, Alaçatı’da butik otel sahipleriyle ve Selçuk’ta bir turizm rehberiyle sohbetler gerçekleştirdik.

Farklı Sektörlerden Paydaşlarla Tanışma

Turizmle bağlantılı çeşitli sektörlerden yüzlerce paydaşla tanışarak fotoğraflar çektik ve notlar aldık. Bu paydaşlar arasında otel ve restoran sahipleri, yerel esnaf, zanaatkarlar, ilçe sakinleri, akademisyenler, arkeologlar, belediye ve bakanlık çalışanları, bir ilçe belediye başkanı, turizm lisans ve yüksek lisans öğrencileri ile yurtdışından gelen turizm elçileri de yer aldı. Özellikle "bir hikayesi olan" mekanlar ve aile işletmeleri bizim için ayrı bir önem taşıdı.

Proje süresince karşılaştığımız bazı zorluklar, yerel sorunları anlamamız açısından önemli dersler oldu.

Proje sırasında yaşadığımız bazı olaylar, önemli tecrübeler edinmemizi sağladı. Olumsuz görünen bu tecrübeler, gittiğimiz bölgelerin sorunlarını analiz etmemiz açısından faydalı oldu. Yerel yönetimlerin politikalarının ve bireysel çabaların turizm üzerindeki olumlu ve olumsuz etkilerini gözlemleme fırsatı bulduk. Bu örneklerden bazılarına değinmek gerekirse:

Dikili ilçesini ziyaret etmek için Kasım ayının bir pazar gününü tercih ettik. İlçeye vardığımızda, erken saatlerde başlayan yağmur nedeniyle her yer su altında kalmıştı. Rögar kapaklarından taşan sular, ilçe merkezindeki bazı sokaklara girmeyi imkansız hale getirmişti. İlçe merkezini dolaşmadan önce, bir hırdavatçıdan lastik çizmeler satın aldık. Öğle saatlerinde Dikili’ye bağlı Çandarlı beldesine girdiğimizde, yağmur nedeniyle elektriklerin kesildiğini gördük ve ilçenin altyapı sorunlarıyla başa çıkmakta zorlandığını tecrübe ettik.

Yerel Sorunlar ve Çözüm Önerileri

Kınık’ta gördüğümüz bir manzara da dikkat çekiciydi. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın resmi internet sitesinde Kınık hakkında “İlçede turizm hemen hemen yoktur. Turistik tesis, müze ve ören yeri bulunmamaktadır.” ifadeleri yer alıyor. Elbette her ilçe turistik olmak zorunda değil. Ancak güzel İzmir’in her ilçesinde mutlaka görülmeye değer bir yer vardır düşüncesiyle Kınık’a doğru yola çıktık. Rotamızı internette gördüğümüz “Boncuk Göl Restaurant” isimli işletmeye çevirdik. Ancak vardığımızda, gölün kuruduğunu ve işletmenin kapandığını öğrendik. İşletme sahibi, yol kenarında kavun karpuz satarak geçimini sağlamaya başlamıştı.

Başka bir olay ise tarihi mirasa karşı kayıtsızlığın bir örneği gibiydi: Kiraz’dan Birgi’ye giden dağ yolu üzerindeki Hisarköy isimli köyde, köyün çıkışında Asar Kalesi bulunmaktaydı. Ancak kaleye dair herhangi bir bilgilendirici tabela mevcut değildi. Kaleyi fotoğraflamak için patika yoldan surlara doğru yürürken, kalenin içinden gelen bir köpek sürüsü üzerimize doğru havlayarak koşmaya başladı. Kendimizi nasıl arabaya attığımızı anlamadık ve kalenin uzaktan fotoğraflarını çekmekle yetinip Birgi’ye devam ettik.

Ödevimiz sırasında karşılaştığımız bu tür örneklerin yanı sıra, ilçelerin tarihi merkezlerinin akşamları yeterince ışıklandırılmaması, turizm danışmanlık bürolarının hafta sonları kapalı olması ve büyükşehir yasası ile kapanan belediyelerin ihmal edilmesi gibi konular da dikkatimizi çekti. Her biri ayrı bir yazı konusu olabilecek bu hususlar, yerel yönetimlerin dikkat etmesi gereken önemli noktalar.

Yönetim zaafiyeti örneklerinin yanında, turizm adına yapılan olumlu örnekler de mevcuttu. Bayındır ilçesinin tarihi merkezindeki Eski Hükümet Konağı’nın özenli bir restorasyonla “Su Otel” adında bir belediye oteline dönüştürülmesi, Bergama’daki Kızıl Avlu’nun gece müzeciliğine kazandırılacak olması ve Tire’deki tarihi Kutu Han’ın yeniden hayata geçirilmesi, akla gelen güzel örnekler arasında yer aldı.

İşletme Sahipleriyle Yapılan Sohbetlerin Önemi

Ziyaret ettiğimiz işletmelerdeki bireysel yaklaşımlar da büyük fark yaratabiliyordu. Özellikle gastronomi tesislerinde, işletmecilerle veya çalışanlarla yapılan sohbetler, mekanda geçirilen deneyimi daha anlamlı hale getirdi. Her turistle veya müşteriyle uzun uzun sohbet etmek mümkün olmayabilir. Ancak mekan veya ürün hakkında ilk ağızdan bilgi almak, turistik deneyimi nitelikli kılmakta önemli bir etken olduğunu bu proje boyunca daha iyi anladık.

Ziyaret ettiğimiz bazı işletmelerde, bulundukları ilçe, işletmenin kendisi ve turizmle ilişkileri hakkında ufkumuzu genişleten sohbetler gerçekleştirdik. Kemeraltı’ndaki restore edilen Küçük Karaosmanoğlu Hanı’nda, işletmeci Hakan Bey ile yaptığımız sohbet de bunlardan biriydi. Hakan Bey, Kemeraltı ve tarihi han hakkında uzun uzun konuştu. Tarihi Kemeraltı sokaklarının iyi bir ışıklandırma projesiyle geceleri de canlı bir mekan haline gelebileceği fikri oldukça ilgi çekiciydi. Bu tür sohbetler sayesinde, turizmi geliştirmek adına yapılabilecek farklı uygulamaları fark ettik ve bu da projemizin en büyük kazanımlarından biri oldu.

Sonuç olarak, üç aydan biraz daha uzun bir sürede İzmir’in otuz ilçesini ziyaret ederek, turizm paydaşlarıyla tanıştık, fotoğraflar çektik ve notlar aldık. Hazırladığımız ödevi, bir tanıdığın matbaasında kuşe kağıda toplam elli iki sayfa olarak bastırdık ve teslim tarihinden bir gün önce Volkan Hoca’ya sunduk. Sınavlardan muaf tutulup tutulmayacağımı hocanın değerlendirmesine bırakmış olsak da, hazırladığımız bu proje bizim için oldukça değerli bir tecrübe oldu.

Etiketler

#İzmir #Karaburun #Volkan Altıntaş #Katip Çelebi Üniversitesi #turizm paydaşları #seyahat deneyimleri #ilçeler #proje sunumu

Videolar