Havaların ısınmasıyla beraber günlerin uzaması ve sıcaklıkların artması, baharın getirdiği bir diğer problem olan alerjileri de gündeme getiriyor. Her yıl milyonlarca birey, kış döneminde yaşanan hapşırmaların yerini polen kaynaklı hapşırmalara bırakmasını deneyimliyor. İlkbahar mevsiminde ağaçlar polen yayımına başlıyor; bu süreç fındık ve kızılağaç ile başlarken, ardından huş, dişbudak ve meşe ağaçları devreye giriyor; yaz mevsiminde ise çayır ve ot türleri etkili oluyor. Polen alerjisi, havada bulunan polen parçacıklarının solunum yolları ve gözlerle etkileşime geçtiği zaman ortaya çıkıyor. Bağışıklık sistemi histamin salgılayarak iltihaplanma, burun akıntısı ve gözlerde sulanma gibi semptomlara yol açabiliyor.
Alerji Döneminin Uzaması
Polen mevsiminin süresi ve yoğunluğu, hava koşulları ve bitkilerin yaşam döngülerine bağlı olarak değişiklik göstermektedir. Avrupa'da polen alerjisi görülme oranı yaklaşık yüzde 40 seviyesindedir. Kirlilik ve şehir yaşamı bu oranı artırıcı bir etki yaratmaktadır. Belçika kamu sağlığı enstitüsü Sciensano'dan Astha Tiwari, polen mevsimlerinin daha uzun sürdüğünü, daha erken başladığını ve polen yoğunluğunun arttığını ifade ediyor; bu durumun iklim değişikliği ile bağlantılı olabileceğine dikkat çekiyor.
Karbondioksit Seviyesinin Artışı
Belçika, Hollanda ve Lüksemburg'daki 30-44 yıllık polen verileri, yükselen sıcaklık ve atmosferdeki karbondioksit seviyelerinin bitkilerin büyümesini teşvik ettiğini ve polen üretimini artırdığını göstermektedir. Daha uzun süre polene maruz kalmak, bireylerin alerjiye karşı daha hassas hale gelmesine yol açmaktadır.
Polenle Korunma Yöntemleri
- Gün içerisinde evde pencereleri kapalı tutmak
- Evi havalandırmak için ya da akşam saatlerini tercih etmek
- Eve döndükten sonra duş almak ve kıyafet değiştirmek
- Çamaşırları ev içinde kurutmak
- Dışarı çıkarken güneş gözlüğü kullanmak
Avrupa İklim ve Sağlık Gözlemevi, polen alerjisinin uyku düzenini bozabileceğini, ruh sağlığını olumsuz etkileyebileceğini ve yaşam kalitesini düşürebileceğini belirtmektedir. Bu durum, yetişkinlerde iş gücü kaybına, çocuklarda ise okul başarısında düşüşe sebep olabiliyor.