Mobil Uygulamayı İndir

Haberleri mobil uygulamamızdan takip edin!

3 Nisan 2026 Cuma İstanbul 4°C

Bildirimler

Sitemize Hoş Geldiniz

Güncel haberler ve son dakika gelişmeleri için bizi takip edin!

Şimdi

Toplumsal Cinsiyet Sorunlarıyla Yüzleşen Dört Kadın

E
Yazar Medya
5 dk okuma 525 okunma Yayınlanma: 22 Ocak 2026 11:00 Güncelleme: 2 Nisan 2026 11:06
Toplumsal Cinsiyet Sorunlarıyla Yüzleşen Dört Kadın
Toplumsal Cinsiyet Sorunlarıyla Yüzleşen Dört Kadın Foto: Yazar Medya

Kadın Cinayetleri ve Toplumsal Cinsiyet Rolleri

Bir kadının öldürülmesi kadar, kadınların cinayet işlemesi de önemli bir toplumsal mesele olarak öne çıkıyor. Şiddete karşı zorunlu ve çaresiz bir tepki olarak görülebilecek bu cinayetler, genellikle “psikolojik sorunlar”, “kıskançlık” ya da “saplantılı aşk” gibi kalıplara sıkıştırılmaya çalışılsa da, bu durum nihayetinde erkek egemen sistemin ve onun oluşturduğu düzenin sorgulanmasıyla sonuçlanıyor.

Toplumda kadın cinayetleri üzerine yapılan tartışmalar, sıklıkla sistemin cinsiyetçi yapısını göz ardı ediyor.

Erkeklerin şiddet eylemlerinde ve kadınları öldürmesinde mantıklı sebepler ararken, kadınlar bu eylemleri gerçekleştirdiğinde sistem derhal karşılarına çıkıyor. Bu durum, toplumsal cinsiyet normlarına göre kadınların katil olarak algılanmasının zorluğunu da gözler önüne seriyor.

Alia Trabucco Zerán'ın İncelemesi

Yazar Alia Trabucco Zerán, erkeklerin kadınlara yönelik şiddet uygulama özgürlüğü üzerine inşa edilmiş bir sistemde, Şili'de cinayet işlemiş dört kadını; Corina Rojas, Rosa Faúndez, María Carolina Geel ve María Teresa Alfaro'yı ele alıyor. Bu kadınların toplumda nasıl yargılandığını ve adalet sisteminin bu konudaki tutumunu gözler önüne seriyor.

Zerán, kitabını hazırlarken kadınların katil olarak kabul edilmesi hususunda yaşadığı zorlukları dile getiriyor. Kadın cinayetleri genellikle “katledilen kadınlar” perspektifinden ele alınıyor. Bu yanlış anlama, bir kadının öldüğünü düşünmenin, onun öldürdüğünü düşünmekten çok daha kolay olduğunu gösteriyor. “Kadın” ve “katil” kelimelerinin birlikte kullanılmasının yarattığı zıtlık, toplumsal cinsiyet normlarının etkisini gözler önüne seriyor.

Toplumsal Cinsiyet Normları ve Kadın Cinayetleri

Zerán, erkek egemen sistemin kadınlara biçtiği rollerin dışına çıkan bir durumu inceleyerek, katil kadın imajının hem korkutucu hem de itaatsizliğin sembolü olarak algılandığını vurguluyor. Kitapta yer alan dört kadının hikayeleri, bu durumu net bir şekilde ortaya koyuyor.

Kadınların cinayet işlemesi durumunda, toplumun ve medyanın nasıl bir tepki verdiği dikkatle incelenmelidir.

Corina Rojas vakası, daha fazla özgürlük için cinayet işlemenin toplumda nasıl bir yankı bulduğunu gösteriyor. Zina ile suçlanan Rojas, erkeklerden daha ağır bir ceza alıyor. Zerán, o dönemdeki Şili yasalarının kadınları nasıl damgaladığını da anlatıyor; zina, sadece ahlaka aykırı bir eylem olarak değil, aynı zamanda vatana karşı bir suç olarak görülüyordu.

Kadınların Yargılanması ve Toplumsal Cinsiyet Kalıpları

Rojas, “zina yapan kadın” olarak toplumda yargılanırken, bu durum toplumsal cinsiyet kalıplarının etkisini yansıtıyor. Rojas’ın tek başına cinayet işleyemeyeceği, bu eylemin ancak âşığıyla birlikte gerçekleşebileceği düşüncesi hakim. Zerán, bu tür bir suçlamanın, “aşk” ve “tutku” gibi kavramların suistimal edilmesinden kaynaklandığını belirtiyor.

Benzer bir durum, 1923’te kocasını boğarak öldüren Rosa Faúndez için de geçerli. Faúndez’in cinayeti, toplumda kadınların iyi anneler ve eşler olmaları gereken bir norm içinde değerlendirilirken, bu kalıpların yıkılması büyük bir infial yaratıyor. Gazetelerde, cinayetle ilgili “suç ortakları” ve “karanlık sırlar” gibi ifadelerle Faúndez’in cinayetinin açıklanması gerektiği ifade ediliyor.

Medya ve Toplumsal Cinsiyet Dinamikleri

Faúndez’in cinayetinin nedenleri, onun “erkeksi özelliklere” sahip olmasına atfediliyor. Savcı ve basın, Faúndez’i “duygusuz” ve “kayıtsız” olarak nitelendirerek, kadın olmanın toplumsal cinsiyet normlarına aykırı bir suç işlediği yönünde bir ilişki kuruyor. Toplumsal cinsiyet normlarının ihlali, ceza kanununun ihlalinden önce geliyor.

Zerán, cinayetlerin ardındaki gerçek nedenlerin genellikle göz ardı edildiğini vurguluyor.

María Carolina Geel’in sevgilisini öldürmesi de benzer bir durum. Basın, cinayetin gerekçelerini aşk, kıskançlık ve delilik gibi kavramlarla süslüyor. Zerán, bu tür açıklamaların asıl nedenleri gizlediğini belirtiyor. Geel, cinayetinin nedenine dair herhangi bir açıklama yapmıyor; sadece bu eylemi kamuya açık bir alanda gerçekleştirdiğini kabul ediyor.

Alfaro Vakası ve Toplumsal Tepkiler

María Teresa Alfaro, çalıştığı ailenin çocuklarını zehirleyerek cinayet işlemesi nedeniyle yargılanırken, toplumda bu eylemi “aile birliğine saldırı” olarak algılanıyor. Alfaro, toplumdaki geleneksel kadın rolünden sapmış biri olarak değerlendiriliyor. Evliliği olmayan bir kadın olarak, bu durum cinayetlerinin gerekçesi olarak öne sürülüyor.

Alfaro’nun cinayetlerinin ardındaki motivasyonlar, kıskançlık ve çiftin evliliğine müdahale gibi sebeplerle açıklanmaya çalışılsa da, mahkemede tatmin edici bir gerekçe sunamıyor. Bu durum, toplumsal cinsiyet normlarının katı bir şekilde yeniden üretildiğini gösteriyor.

Etiketler

#toplumsal cinsiyet #kadın cinayetleri #Alia Trabucco Zerán #Corina Rojas #Rosa Faúndez #María Carolina Geel #María Teresa Alfaro #erkek egemen sistem

Videolar