Türkiye, kadın voleybolunda hem kulüpler hem de milli takım düzeyinde elde ettiği uluslararası başarılarla adından sıkça söz ettiriyor. Avrupa Voleybol Konfederasyonu (CEV) Kadınlar Şampiyonlar Ligi’nde final oynayan ilk Türk takımı Eczacıbaşı oldu. Bu başarıyla başlayan yükseliş, özellikle 2000’li yıllarda Vakıfbank ve Fenerbahçe ile devam etti. Bu üç takımdan en az biri her sezon turnuvada ilk dörde kalmayı başardı ve hatta 2022-23 sezonunda üç takım birden Final Four’da mücadele etti. Dünyaca ünlü yıldızlar da Türk takımlarında forma giyerek ligin kalitesini artırdı.
Sultanlar Ligi, gerek temposu gerekse yıldızlarıyla, Avrupa’nın en iyi liglerinden biri olarak kabul ediliyor. Türkiye’de kadın voleybolunu Avrupa’nın zirvesine taşıyan süreçte, Eczacıbaşı, Vakıfbank ve Fenerbahçe gibi kulüplerin önemli rolleri oldu. Bu kulüplerin yatırımları ve başarıları, Türk voleybolunun uluslararası alanda saygın bir konuma gelmesini sağladı.
2003 Avrupa Kadınlar Voleybol Şampiyonası’nda ikinci olan Türkiye, voleybol camiasında büyük bir dönüm noktası olarak kabul edildi. Bu başarının ardından Fenerbahçe’nin voleybola yaptığı yatırımlar arttı ve dünya yıldızlarını transfer etti. Bu durum, Türk voleybolunun uluslararası alanda daha da güçlenmesine yardımcı oldu.
Türk voleybolunda yaşanan bu başarılar, sporcuların gelirlerinin artmasına ve genç kızlar için rol modellerin ortaya çıkmasına da katkıda bulundu. Bu durum, voleybolun popülerliğini artırdı ve ligdeki rekabeti daha da kızıştırdı. Türkiye’de voleybola olan ilginin ve taraftar desteğinin artmasıyla birlikte, liglerin kalitesi ve çekiciliği de yükseldi.
Türkiye Voleybol Federasyonu Başkanı Mehmet Akif Üstündağ, Türk voleybolunda yakalanan ivmenin nedenlerini milli takımların başarısı, ülke şartları, ekonomik istikrar ve lig kalitesi olarak sıralıyor. Kulüplerin mali olarak güvenilir olması ve oyuncularla yapılan sözleşmelerin eksiksiz yerine getirilmesi, Türkiye’yi oyuncular için cazip hale getiriyor.