İçeriğe geç
9 Ekim 2026 Cuma
Funda ÖZYURTKöşe Yazarı

Hanefi Işık: Sessiz Bir Şiirin Ardından

6 okunma5 dk okuma
Hanefi Işık: Sessiz Bir Şiirin Ardından
Paylaş

Sesli Dinle

Bu ses, tarayıcınızın konuşma sentezi ile üretilir; insan sesi değildir. Sesin niteliği cihazınıza göre değişir.

Yazar, şair ve İLESAM Haysiyet Kurulu Başkanımız Hanefi Işık’ı yakın zamanda kaybettik. Ardında kitaplarını, şiirlerini ve onu tanıyanların hafızasında derin izler bırakan vakur bir duruşu emanet ederek…

 

Kitaplarıyla tanışmamız elbette yeni değil; ancak bizim tanışıklığımız 5–10 yıl öncesine, İLESAM üyeliğimin başladığı yıllara uzanır. O günlerden itibaren aynı çatı altında, aynı edebiyat ikliminde soluk aldık. İLESAM’ın şiirle dolu cumartesi toplantıları ve yönetim olarak bir araya gelindiği toplantılar Hanefi Işık’la yollarımızın en sık kesiştiği mekânlardı. Sağlık durumu elverdiğince bu toplantılara katılır, şiirler okurdu; kimi zaman kendi dizeleriyle, kimi zaman başkalarının şiirleriyle söze katılır; her defasında kelimenin hakkını gözeten bir dikkatle dinlerdi. 

 

Hanefi Işık, edebiyatı yaşayan ve yeniliğe mesafeli durmak yerine onu anlamaya çalışan bir duayendi. Bu yönüyle, Dünyanın ilk interaktif şiir kitabı olarak basılan En El Aşk “Sen Duyarsın Sustuklarımı” kitabımı okumuştu. Ve serinin bütününün interaktif bir anlayışla yazılmış olmasını özellikle önemsemişti. Şiirin okurla kurduğu ilişkiye dair bu yaklaşımı, her fırsatta dikkatle takip ettiğini hissettirirdi.

Zaman zaman yaptığımız sohbetlerde, şiirlerimdeki dili, duygunun akışını ve okuru metnin bir parçası hâline getiren yapıyı takdirle dile getirirdi. Övgüleri, yüzeysel bir nezaketten ibaret değildi; şiiri bilen, kelimenin yükünü tanıyan bir şairin ciddiyetiyle söylenmiş sözlerdi. Bu nedenle söyledikleri benim için her zaman kıymetli oldu. 

Özellikle En El Aşk serisinin kendi içinde kurduğu bütünlüğü, şiirlerin birbirine seslenişini ve okurla kurduğu etkileşimi “çağının farkında bir şiir tavrı” olarak nitelendirdiğini hatırlıyorum. Bu değerlendirmeleri, yazmaya devam ederken omuzlarımda hissedilen sessiz bir teşvik gibiydi.

Bugün geriye dönüp baktığımda, Hanefi Işık’ın şiirlerime dair söyledikleri sözlerin yalnızca birer övgü değil; aynı zamanda bir kuşağın diğerine bıraktığı edebî bir selam olduğunu daha iyi anlıyorum. Onun bu dikkatli ve içten yaklaşımı, En El Aşk serisinin hafızamda taşıdığı anlamı daha da derinleştirdi.

Hanefi Işık, edebiyatı yüksek sesle değil, derinlikli bir sükûnetle yaşayanlardandı. Konuşurken olduğu kadar susarken de çok şey söyleyen bir hâli vardı. Nezaketi, ölçüsü ve edebî tavrı, bulunduğu her ortamda kendiliğinden hissedilirdi.

Zaman ilerledikçe sağlık sorunları onu aramızdan fiziken uzaklaştırmaya başladı. Pandemi, herkes gibi onun da hayatına ağır bir perde indirdi. Hepimizin evlerimize kapanmak zorunda kaldığımız zamanlarda; görüşmelerimiz telefon diyaloglarına taşındı. Günden güne kötüleşen sağlık durumu yüz yüze buluşmalarımıza engel olsa da bağımız kopmadı. Bu kez kelimeler telefon hatlarından akmaya başladı.

Telefon görüşmelerimizin şiir odaklı ve anlam yüklü olması, Hanefi Işık’ın bildiklerini yeni nesillere aktarma konusundaki hassasiyetinin bir yansımasıydı. Özellikle bayram sohbetlerimiz zamanla bir rutine dönüşmüştü. 1400’lerden günümüze Türk kadın şairlerini konu alan “Bacı mısın? Peri misin? Müz mü? Peki Sen Hiç İlham Perisi Gördün mü?” adlı tiyatro oyunumun prömiyerine sağlık nedenleriyle katılamaması, onda derin bir üzüntüye yol açmıştı; bunu ses tonundan bile anlamak mümkündü. Tam da bu nedenle, kadın şairlere dair kaleme aldığım libretto bölümlerini kendisine telefonda okuyarak paylaştım; oyuna gelememenin yarattığı mahcubiyete ve üzüntüye bir nebze olsun merhem olmaya çalıştım. Dinlerken; her daim olduğu gibi sesinde dinginlik, sözlerinde ise oyuna gelemeyişine dair tam bir kabulleniş ve derin bir tevekkül vardı.

Bugün geriye dönüp baktığımda, Hanefi Işık’la paylaşılan zamanın uzunluğundan çok, bıraktığı izlerin derinliği beliriyor zihnimde. Şiirleri kitap sayfalarında yaşamayı sürdürüyor; ama asıl kalıcılığı, onu tanıyanların gönlünde bıraktığı zarif hatırada saklı.

Hanefi Işık’a Allah’tan rahmet diliyorum. Kelimeleriyle kurduğu dünya, edebiyatımıza sessiz ama kalıcı bir iz olarak emanet kaldı. Kutlu tini şad mekânı uçmağ olsun.

Paylaş
Bu yazı yazarın kişisel görüşüdür.

Yorumlar

Yorumlar editör onayından sonra yayımlanır.