İçeriğe geç
30 Ekim 2026 Cuma
Elif BALABANKöşe Yazarı

29 Ekim: Birlikte Yazdığımız Hikâye

Giriş: 3 okunma4 dk okuma
Paylaş

Sesli Dinle

Bu ses, tarayıcınızın konuşma sentezi ile üretilir; insan sesi değildir. Sesin niteliği cihazınıza göre değişir.

Bazı günler vardır, üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin hissettirdikleri değişmez. 29 Ekim de böyle bir gün. Çocukluğumuzdan beri bildiğimiz marşlar, sokakları süsleyen bayraklar, okullarda hazırlanan gösteriler… Her yıl aynı heyecanı yaşarız ama belki de yaşımız ilerledikçe bu günün anlamını biraz daha farklı kavrarız.

Çocukken 29 Ekim, kırmızı beyaz kıyafetler giymek, şiirler ezberlemek ve büyük bir heyecanla törenlere katılmaktı. Büyüdükçe Cumhuriyetin yalnızca tarih kitaplarında okuduğumuz bir olay olmadığını, aslında hayatımızın pek çok yerinde karşılığını bulduğunu fark ediyoruz.

Bugün bir çocuğun eğitim alabilmesi, bir kadının kendi mesleğini seçerek hayallerinin peşinden gidebilmesi, bir gencin bilimde, sanatta ya da sporda ülkesini temsil edebilmesi… Bunların her biri, Cumhuriyetle birlikte şekillenen toplumsal dönüşümün hayatımıza yansıyan örnekleri.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Cumhuriyetin kuruluşunda emeği geçenlerin 103 yıl önce attığı adım, yalnızca yeni bir dönemin başlangıcı değildi. Aynı zamanda gelecek nesillere bırakılan büyük bir sorumluluğun da ilk adımıydı. Çünkü bir ülkenin gelişmesi, yalnızca geçmişte elde ettiği başarılarla değil, o başarıların üzerine neler ekleyebildiğiyle de ilgili.

Bazen Cumhuriyetin anlamını anlatmak için büyük cümleler kurmaya çalışıyoruz. Oysa hayatın içinde çok daha sade örnekleri var. Anadolu'nun küçük bir ilçesinde öğrencilerine yeni ufuklar açmaya çalışan bir öğretmen, yıllarca okuyup hekim olmuş genç bir kadın, ülkesinde yeni bir teknoloji geliştirmek isteyen bir mühendis ya da çocuğunun kendisinden daha iyi şartlarda yaşamasını isteyen bir anne baba…

Hepsinin hikâyesi farklı ama geleceğe dair umutları birbirine çok benziyor.

Sanırım 29 Ekim'i özel kılan da biraz bu ortak duygu. Farklı şehirlerde, farklı hayatların içinde olsak da aynı bayrağın altında bir araya gelebilmek, aynı marşı duyduğumuzda benzer duyguları hissedebilmek.

Elbette 103 yılda çok şey değişti. Yaşam biçimlerimiz, alışkanlıklarımız, teknolojiyle kurduğumuz ilişki, dünyaya bakışımız… Bugün çocuklarımızın büyüdüğü dünya, bizim çocukluğumuzdan bile oldukça farklı. Önümüzde yeni imkânlar olduğu kadar yeni sorumluluklar da var. Daha iyi bir eğitim, daha güçlü bir bilimsel altyapı, sağlıklı bir toplum ve gençlerin kendilerine güvenle gelecek kurabildiği bir ülke hepimizin ortak isteği.

Bunun için bazen büyük adımlara ihtiyaç duyuluyor, bazen de küçük ama anlamlı çabalara. İşini severek yapan, yaşadığı çevreye katkı sunan, öğrendiğini paylaşan, üreten ve başkalarının hayatına dokunan herkes aslında bu hikâyeye kendi cümlesini ekliyor.

Belki de Cumhuriyeti yaşatmanın en güzel yolu, onu yalnızca belirli günlerde hatırlamak değil; günlük hayatımızda bilgiye, emeğe, insana ve geleceğe verdiğimiz değerle anlamlandırmak.

Bugün Cumhuriyetimizin 103. yılını kutlarken geçmişe minnetle bakmak kadar geleceğe umutla bakmanın da önemli olduğunu düşünüyorum. Çünkü 29 Ekim, geride bıraktığımız yılları hatırlattığı kadar önümüzdeki yıllara dair hayal kurmamızı da sağlıyor.

Ve belki de en güzeli, bu hikâyenin hâlâ yazılıyor olması.

Cumhuriyetimizin 103. yılı kutlu olsun.

Paylaş
Bu yazı yazarın kişisel görüşüdür.

Elif BALABAN — diğer yazılar

Yorumlar

Yorumlar editör onayından sonra yayımlanır.