Funda ÖZYURTKöşe YazarıFarrsha Cafe’nin Işıkları Altında: Karşıdan Bakmanın Zarafeti ve Bir "Laz" Mantığı

Sesli Dinle
Bu ses, tarayıcınızın konuşma sentezi ile üretilir; insan sesi değildir. Sesin niteliği cihazınıza göre değişir.
Sharm El Sheikh’in gece hayatı denince akla gelen ilk efsane, uçurumun kenarına kurulu o büyüleyici mekân: Farrsha Cafe. Öyle bir yer düşünün ki kapısında insanlar bir, hatta iki saat sıra bekliyor. Kimi bu eziyeti çekmemek için saat 16.00 civarında damlıyor kapıya; en şanslı köşeyi kapıp havanın kararmasını, ardından o meşhur şarkı eşliğinde nefesler tutulup yapılan geri sayımı ve mekânın binbir parça ışığının birden yanmasını bekliyor.
Ha unutmadan, işin en tuhaf ve eğlenceli sürprizi de şu: Mısır’ın çöl rüzgârları eserken, uzaktan ya da içeriden kulağınıza en aşina gelen Türkçe müzikler çalıyor.
İnsanlar Neden Körfezleri Sever?
Büyük bir soru ve cevabı derinlerde saklı: İnsanlar neden boğazları ya da körfezleri sever? Cevap aslında o ışıkta saklıdır: Karşıdaki ışıkları izlemek için...
İşte bu soru ve cevapla yola çıkan bir "Laz" ne yapar? Gider de o uzun kuyruklarda bekleyip, içerideki sağır edici müzikten birbirinin yüzünü duyamaz hale gelmek yerine ne yapar? Elbette Farrsha Cafe’ye değil, karşısından onu seyredebileceği şahane bir restorana gider! Santorini Restoran’a…
Karşı Kıyıdan Manzara ve Salıncaklar
Seçtiğimiz o alternatif mekân tam anlamıyla bir lezzet (keşke piza daha fazla pişirilseydi!) ve estetik karmasıydı: Sadece pizza, makarna ve birkaç İtalyan tatlısıyla, zilyon tane içecek varyasyonunu aynı potada eriten ama dekorasyonuyla parmak ısırtan bir yer.
Salıncak Keyfi: Mekânın yan yana dizilmiş o şahane salıncaklarına bayıldım.
Huzurlu Mesafe: Uzaktan kulağa oldukça estetik ve cazip gelen o müzikler, Farrsha Cafe’nin bizzat içindeyken insanı sağır edebiliyor. Oysa karşı kıyıdan bakarken ne gürültü var ne de kalabalık stresi.
Geri Sayım ve Işıkların Dansı
İşte o şahane salıncaklarda sükûnetle sallanırken, karşı kıyının tüm ihtişamını izledim. Farrsha Cafe’nin o efsanevi geri sayımı başladı; ışıklar birer birer, ardından hepsi birden patladı. Körfezin sularına yansıyan o sarılı, turunculu ışıltı cümbüşünü, kalabalığın gürültüsünden uzakta, elinizde soğuk bir içecekle seyretmek bambaşka bir konfor.
Çünkü bazen bir olayın kahramanı olmak değil, en güzel yeri seçip onu karşıdan izlemek en büyük lükstür. Hayat da biraz böyle değil mi zaten; gürültünün tam ortasında kaybolmak yerine, biraz uzakta, salıncakta sallanarak ışıkların yanmasını beklemek her zaman daha akıllıca bir plandır.


